Bu yazıyı canım sevgilim Efü'nün dinlediği çok güzel bir çalma listesini onunla birlikte dinlerken yazmaktayım. Kendisi bana hayatta en çok ilham veren şeylerin önünde geliyor, o yüzden paylaştığı listenin de dinlerken bana ilham vermesine şaşmamalı, değil mi?
Artık dünya çok daha hızlı bir yer. Öyle bir üretim ve de tüketim çılgınlığı içindeyiz ve bunu o kadar hızlı yapıyoruz ki, hayatta basit şeylerdeki güzelliği görebilmek için zamana ihtiyacımızın olduğunu görmekte zorlanıyoruz. Tabii burada basit derken kast ettiğim şey, ilk görüşte çok da ilgi çekici görünmeyen şeyler, mesela oturup yerdeki bir karınca yuvasını izlemek ya da yeni demlenen bir çayı koklamaktan keyif almak gibi. Bu verdiğim örnekler, insanların ilgisini çekmeyi amaçlayarak ortaya çıkmış ya da üretilmiş şeyler değiller. Oysa cıvıl cıvıl renkleri, müzikleri ve karakterleri ile en ilgi çekici şekilde tasarlanan video oyunlarını, herhangi bir insanın başında kolaylıkla saatlerce zaman geçirebileceği ve keyif alabileceği şeyler olarak değerlendiriyorum.
"Why can't each of us in the world ever see, the best things in life are free?"
Yakın zamanda bir video karşıma çıktı Instagram'da: bir grup genç öğrenci bir otobüs yolculuğunda gençliklerinin de getirdiği neşe ve enerji ile arka plandaki şarkıya sesli bir şekilde eşlik ediyorlar ve bunu video ile kayda alıyorlar. Sonrasında telefonu diye tahmin ediyorum, elinden kayıyor kaydeden kişinin ve otobüsün penceresinden asfalta düşüyor, kameranın gökyüzünü görüntüleyeceği bir şekilde. Otobüs ve içindeki öğrencilerin gürültüsü (üzgünüm çocuklar) uzaklaştıkça çevredeki kuşların cıvıltısının ve rüzgarın nazik sesi duyulmaya başlıyor.
Bana öyle geliyor ki, birçoğumuz bu otobüsün dışında olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamakta zorlanıyoruz. Dikkat ekonomisini enflasyona uğratan modern dünyanın en büyük götürüsü sanki azdaki çokluğu görebilmek.
"There's those thinking, more or less, less is more"
Bazen herkesin çılgın gibi anlamsızca bağrıştığı bir otobüsten ilk durakta inip 142 numaralı otobüse doğru bir yolculuğa çıkasım geliyor.

No comments:
Post a Comment